Mumine.com ile Misafir Soru - Cevapları Forumundan Günah keçisi modern ve Müslüman kadın Hakkında Kısa Bilgi.
  1. #1
    Kayıtsız Üye
    Misafir


    Günah keçisi modern ve Müslüman kadın







  2. #2
    Özel Üye
    Üyelik tarihi
    30 Mart 2012
    Bulunduğu yer
    ruhumdaki ıssız çöllerden
    Mesajlar
    8.247
    Reklam




    Günah keçisi modern ve Müslüman kadın

    Kale (aile) salt birey için değil de toplum ve hatta leviathan (devlet) adına dayatılıyorsa kol kırılır, tecavüze uğrar, yen içinde kalır deniyorsa öyleyse hep birlikte kokuşmaya hazır olalım.


    İsteseniz de istemeseniz de modern bir dünyada yaşıyor ve nimetlerini iştahla kucaklıyorsunuz.
    Giydiğiniz pantolon Fransız modernleşmesinden ithal, kullandığınız araba da at arabası değil…
    Kuşlar değil, internet uçururken eleştirilerimizi öfkemize sahip çıkmak, eleştirirken ithamda bulunmamak da gerek… En azından kul hakkı adına (gayet geleneksel bir serzeniş)…

    Moderni bir buz dağına benzetirsek altından kadınlar değil erkekler çıkar.
    Osmanlı olarak toprak kaybetmeye başladığımızdan beri haklı olarak ilk işimiz askeri modernleştirmek olmuştur. Padişah efendilerimiz Fransa’ya öğrenci (erkek) gönderirken Fransız modernleşmesiyle ilk dansı yapan Felatun beyle Rakım efendiydi, olmadı 28 Çelebi Mehmet’dir.

    Kısaca tepeden inme modernleşme hikâyemizi geçersek hepimiz modern dünyada yaşayan Müslüman insanlarız. Üstelik Asım’ın nesli olan Başbakanımız da dindar ve modern olmamızı temenni etmektedir.

    Sorum şu: Bir insan olarak, mazlumun dahi mazlum olmasından dava göreceği ahiret inancına sahip olan Müslüman kadın, iktidarın tüm çarklarını ellerinde tutan erkeklerden hak ve özgürlüklerini talep ederken, neden her olgudan, tarihten soyutlanarak direkt “modern” suçlamasına maruz bırakılmaktadır?

    Modern bir dünyada yaşarken de erkeklerin nefislerine hoş gelmeyen insani haklarımızı istemeyeceğiz mi? Kadınları aşağılayıp ötekileştirenlere, zulmedenlere ses çıkartmayıp her şeye köle gibi razı mı olacağız?
    Böyle bir adalet var mı? Varsa Arap cahiliyesine ya da Sezar’ın Roma’sına ışınlanmamıza da hiç gerek yokmuş gibi gözüküyor.

    Açıkçası ben, Müslüman kadına “modern” suçlamalardan çok sıkıldım. Kadını suçlamalar, ötekileştirmeler, dış güçlerin oyunlarına açık, akıldan, şuurdan, bilgiden, muhakemeden, bireysellikten yoksun saymalar… Hiç de adil değil. Ayıp…

    Yoksa ontolojik olarak erkeklerin üzerine başka bir güneş, kadınların üzerine başka bir güneş mi doğuyor?

    Eğer talebinizde samimiyseniz, tüm sorununuz “Modernite” ise Rene Guenon gibi “Modernite”yi reddedin. Feodaliteyi kabul edip, kastlar oluşturun… Amişler gibi yaşayın…

    Ama maalesef Modernitenin her nimetine gömülüp “kadın hakları” söz konusu olunca Türkiye’de pek çok erkek gelenekselin ne olduğunu dahi bilmeden gelenek demektedir.

    “Yıkılması gereken bir aile varsa yıkılsın” adlı yazım açıkça haber7 yazarlarımızdan Muhsin Yılmazçoban’ın “Kadının aldatması ne demek” üzerine yazmış olduğu düşüncelerine dair bir eleştiriydi. Zira benim için o yazıda, aile kurumu adına “erkeğin yaptığı elinin kiri” bakış açısına temel teşkil edecek, erkil bir zorbalığı besleyecek bakış açısı vardı.
    Ve yazıma karşılık anlamında “modernite” ile suçlanmak… Hatta fikri eleştirmenin dozajını aşıp “modernin hurafelerini vaaz etmek, her bir okuyucunun vebalini üstlenmek demektir ki bu yükü hiçbir babayiğit taşıyamaz. İnsan her işinde tek hesabı ilahi makam’a vereceğini bilerek, hareket etmelidir. Şan şöhret için, laf olsun torba dolsun için yaşanılmaz” gibi ithamlar… Bu ithamlara cevap verme gereği duymuyorum. Muhsin Bey yazılarında, İsmet Özel gibi açık açık söyleyemese de kadına sunduğu format “köleliktir”.

    Aile Kale midir?
    Elhamdülillah adil, eşit, koruyucu, fedakâr, yardımcı, birbirine bağlı, yeniliğe açık, devingen ve İslami şuura sahip geniş bir ailede yaşıyorum. Bu anlamda ailemin, birey olarak benim için bir “kale” tarafı vardır. Ve bunun fazlaca kıymetini biliyorum tabii onlar da benim kıymetimi…

    Ama kale (aile) salt birey için değil de toplum ve hatta leviathan (devlet) adına dayatılıyorsa kol kırılır, tecavüze uğrar, yen içinde kalır deniyorsa öyleyse hep birlikte kokuşmaya hazır olalım.

    Bir dönem, aile kurum olarak “Modern Devletin” gücü ve sürekliliği adına ‘devlet’ için semiz bireyin gerekliliğine kale olmuştur. Zaten, Muhsin Bey’in iddiası da toplum adına bir kale özlemidir…
    (Hatta Modern Batı’da ailenin devletin bir kurumu olarak ortaya çıktığı dönemde domestik (ev kadını) kadın yeni ortaya çıkıyordu ki bu 1800’lerin sonu, 1900’lerin başına rastlar. Yani iddia ettiğiniz kadın modeli de geleneksel değil tam tersi modern bir algıdan ibarettir. Zaten gelenekte tek tip kadın modeli de yoktur. Tek tip kadın modeli ‘modern ulus devlete’ hizmet eden ‘kitle toplumunun’ tezahürüdür)

    Şimdi her birey için, içinde doğduğu ortamın (aile) bir kale olduğunu da kim iddia edebilir, Kur’an mı?
    Diri diri kız çocuklarını toprağa gömen babalara sahip kız çocukları mı? Töre cinayetine erkek kardeşinin, babasının elleriyle hunharca giden kızlar mı? Sabah akşam ana-baba dayağı yiyen, aç bırakılan, umursanmayan, sevilmeyen, yok sayılan çocuklar mı? Yaşlı ana babasını sokağa atanlar mı? Buraya daha bed şeyler yazılır ama içimiz kaldırmaz, ruhumuz girdaba girer…

    Hz Nuh’un ne oğlu ne de karısı onun ailesi idi. Ne de Hz. Lut’un karısı… Hz. Asiye Firavuna kadınlık yaparken onun ehli (ailesi) asla olamazdı.

    “Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum benim ailemdendir. Ve şüphesiz Senin vaadin de gerçektir. Sen hüküm verenlerin en doğru karar verenisin!”(Hud45)
    Allah: “Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü doğru olmayanı yaptı. O halde bilmediğin bir şeyi benden isteme! Ben, seni cahillerden olmaktan men ederim.” buyurdu
    (Hud 46)

    Aile bir dogma değildir. Bizzat Allah (c.c) “yıkılması gereken bir aile”nin yıkılmasını emretmiştir.
    Bize her türlü psikolojik, fizyolojik zulümler yapıp aşağılayanlar, inanç birliği taşımadığımız ehlimiz olamaz.
    Demek ki doğduğumuz ya da oluşturduğumuz ortamın ailemiz olmasının bir garantisi yok. Tabii aileye modern bir gözle bakıyorsak; Muhsin Bey’in iddia ettiği aile modeline de tekabül edecektir.

    Hacer Aydın-haber7