Mumine.com ile Misafir Soru - Cevapları Forumundan cennet ile ilgili vaazlar Hakkında Kısa Bilgi.
  1. #1
    Kayıtsız Üye
    Misafir


    cennet ile ilgili vaazlar







  2. #2
    Özel Üye
    Üyelik tarihi
    30 Mart 2012
    Bulunduğu yer
    ruhumdaki ıssız çöllerden
    Mesajlar
    8.493
    Reklam




    Muhterem Müslümanlar!

    Allahü Teâlâ biz kullarını bu âleme getirmiş, akıl vermiş ve kitap indirmek suretiyle emirlerini ve yasaklarını bildirmiştir. Bunlardan başka hükümlerini tarif, yasaklarını teşrih ve âyetlerini tefsir edecek peygamberler de göndermiştir.
    Bu emirleri yerine getiren ve haram kıldığı şeylerden kaçanlara, İlâhî mükâfat olmak üzere,
    ebedî hayatın saadetlerini ve nimetle*rini toplayan cennetler vâd olunmuş; bunların aksine hareket eden*lerin uğrayacağı İlâhî bir hapishane bulunduğu haber verilmiştir.
    Kur'ân-ı Kerim'in müteaddit yerlerinde cennet ve cehennem'den bahsolunmuş. İslâm inançlarında bu hususla ilgili bahisler açılmış ve açıklanmıştır.
    Kur'ân-ı Kerim'in yüz kırk yedi yerinde ve muhtelif lâfızlarla cennetten; yetmiş yedi mahallinde de cehennemden bahsolunmuştur.
    Cennet ve cehennem vardır, sabittir ve hâlen mevcuttur. Kıya» met koptuğu zaman bile bunlara yokluk arız olmayacaktır.
    Kitâb-ı İlâhî'de, cennet ve cehennemden geçmiş zaman ifadesiy*le «Hazırlandı» Duyurulması, onun el'an varlığının delil) erindendir.
    Hazret-i Âdem'in topraktan yaratılmasını takiben, cennete konul*duğunu bildiren şu âyet de onuri el'an var olduğunun açık delilidir:
    «Ve demiştik ki: .Ey Adem, sen eşinle beraber cennetde yerleş. Ondan (cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin.
    (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsi*ne) zulmedenlerden olursunuz» (1).
    Tufanda boğulan kâfirlerin durumunu açıklayan şu âyet-i keri*me de cehennemin hâlen mevcut olduğunu ifade etmektedir:
    «Bunlar günâhlarından dolayı suda boğuldular. Ardından da (büyük) b?.r ateşe atıldılar...» (2).
    Aziz mü'minler!
    Cennetin güzelliği hayal sınırlarının dışına taşacak kadar mü*kemmeldir. Allahü Teâlâ orada kulları için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve beşerin hatırına gelmeyen nimetler ha*zırlamıştır.
    Duvarlarının tuğlası, altın ve gümüş; harcı, misk; çakılla*rı, inci ve yakut; toprağı zağferan (3) olursa içindeki nimetlerin ne derece mükemmel olduğunu anlamak kolaylaşır
    Oraya giren bahtiyarlar; sıkıntı yüzü görmez, genci kocamaz, el*bisesi eskimez.
    Naîm Cenneti, Dâr-ı Selâm, Cennetü'l-me'vâ, Âdin Cenneti ve Firdevs Cenneti gibi tabakaları bulunan cennetin sekiz kapısı (4) ve yüz derecesi vardır, tki derecesinin arasında yer ile gök arası kadar mesafe bulunduğu açıklanmıştır (5). Bunların en yücesi Firdevs Cenneti'dir.
    Tesnim ve Selsebil adı verilen kaynaklar ve çeşit çeşit ağaçlarla donatılmış bulunan cennette her meyveden çifter çifter neviler vardır.
    Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
    «(Şirkten) sakınanlara vaad olunan cennetin sıfatı (şudur): İçinden rengi, kokusu, hiçbir vasfı bozulmayan sudan ırmaklar, tadına asla halel gelmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şarabdan ırmakları, süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her (çeşi*di) onlarındır...» (6).
    «Dikensiz kiraz, meyveleri tıklım tıklım muz ağaç (lar) ı, yayılmış (daimî) gölge (ler), daima akan su (lar hep on*ların) » (7).
    Cennete giren bahtiyarlarda yakışıksız davranışlar görülmez. Ha-sed, kin ve buna benzer şeyler, onların kalbinde yer tutmaz. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
    «Biz onların göğüslerindeki kini söküp attık. Hepsi kardeşler hâ*linde karşı karşıya tahtları üzerine dayanarak oturuculardır» (8).
    Ehl-i cennet; yüzü tüysüz, gözleri sürmeli ve otuz üç yaşında ola*rak cennete gireceklerdir (9).
    Cennete girenler hiç çıkmayacaklar, hastalığı olmayan bir sıhhat, ölümü bulunmayan bir hayat, yaşlanması olmayan bir gençlik ile ora*da ebedî kalacaklardır. Allahü Teâlâ'nın Cemâl-i ilâhîsini görerek şe-refyâb olacaklardır.
    Cehennem, îlâhî bir ceza evidir. «Onun yedi kapısı, her kapısının da onlara ayrılmış birer nasibi vardın» (10).
    Seîr, Sekar, Lezâ, Cehîm, Hâviye ve Hutame gibi isimleri bulunan cehennem; dünya ateşlerinden altmış dokuz misli fazla hararete sa*hiptir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:
    «Âyetlerimizi inkâr ile kâfir olanlar (var) ya onlan muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için, onları başka derilerle (yenileyip) değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir» (11).
    5
    Bu derece korkunç ve tüyler ürpertici azaba tutulanlar, Zekkum yiyecek ve Hamim içeceklerdir. «Şüphesiz o zekkum ağacı, günaha düşkün olanın yemeğidir» (12).
    «Orada ne bir serinlik ne de içecek bir şey tatmayacaklar, sade bir kaynar su bir de irin (içeceklerdir)» (13).
    Din kardeşlerim!
    ,
    Bu İlâhî beyanlar karşısında akl-ı selimi ve kâmil bir imam olan kimselerin cennete ulaştıracak işlere sarılması, cehenneme götüren şeylerden kaçması gerekir. Çünkü Allah'ın rızası, emirlerinde; azabı da yasaklarında gizlidir.
    Alıntı


    Cenâb-ı Hakk, büyük lütuf ve ihsanı olan cennete girmek için belli bir emek ve çaba gerektiğini bildirmektedir: “Yoksa siz; Allah içinizden cihad edenleri (sınayıp) belli etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmrân, 3/142)
    Kur’an-ı Kerim’de, Allah’ın mü’minlere cennet vaad ettiği bildirilmiştir: “Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel köşkler va’detti.” (Tevbe, 9/72) Allah’ın kendilerine cennetini vaad ettiği mü’minlerin belli başlı özellikleri de ayet-i kerimelerde şöyle belirtilmiştir:
    Onlar, iman edip, salih amellerde bulunanlardır:
    “İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” (Bakara, 2/25)
    Cennet ehli takva sahibidirler:
    “Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.” (Tûr, 52/17-18)
    Onlar Allah’a ve Resûlüne itaat edenlerdir:
    “İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur.” (Nisâ, 4/13)
    Cennetlik kulların diğer özellikleri de şu ayet-i kerimelerde açıklanmıştır:“Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Mü’minûn, 23/1-11)
    “Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” (Ra’d, 13/20-24)
    Cennette mü’minlere verilecek nimetlerin en büyüğü hiç şüphe yok ki, Allah’ın hoşnutluğu ve O’nun görülmesidir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:“…Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu, büyük kurtuluştur.” (Tevbe, 9/72), “Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır. (O’nu göreceklerdir.)” (Kıyâme, 75/22-23) Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki siz, ayı gördüğünüz gibi Rabbinizi de göreceksiniz ve o sırada izdihamdan dolayı birbirinize zarar da vermeyeceksiniz.” (Tirmizî, Cennet, 15)
    Yüce Mevlâmız, kendisinden hakkıyla sakınıp, ibadet eden kullarını cennetine davet ediyor: “(Allah şöyle der “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir.”(Fecr, 89/27-30) “Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!” (Al-i İmran, 3/133)
    Öyleyse; imtihan için gönderildiğimiz şu geçici dünya hayatını çok iyi değerlendirelim, Yüce Rabbimizin bizlere vadettiği cennete koşanlardan ve ona kavuşanlardan olalım.
    M.Sönmez



cennet ile ilgili vaazlar,  cennet hakkında vaazlar,  cennet konulu vaaz,  cennet ve cennet nimetleri ile ilgili vaaz örnekleri,  cennetle ilgili vaaz,  cennet ile ilgili vaaz,  cennet cehennem hakkında vaaz örnekleri