Mumine.com ile Misafir Soru - Cevapları Forumundan ALKAME BİN KAYS kimdir? Hakkında Kısa Bilgi.
  1. #1
    Kayıtsız Üye
    Misafir


    ALKAME BİN KAYS kimdir?






    ALKAME BİN KAYS kimdir? hayat öyküsünü yaza bilirmisiniz şimdiden size teşekkür ederim.








    ALKAME BİN KAYS kimdir? Mumine Forum

  2. #2
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    04 Mayıs 2009
    Mesajlar
    542
    Reklam




    * ALKAME BİN KAYS ( ... - 681m. )

    Evliyalar Ansiklopedisi

    Tefsîr, hadîs, fıkıh ilimlerinde büyük âlim. Tâbiînin büyüklerindendir.
    Künyesi ve ismi şöyledir: Ebû Şibl Alkame bin Kays bin Abdullah bin Mâlik
    en-Nehâî el-Kûfî. Muhadrâmûn'dandır. Yâni Peygamber efendimiz hayatta iken
    doğdu. Fakat onu göremedi. 681 (H.62) senesinde Kûfe'de vefât etti.
    İlimdeki üstünlüğü âlimler tarafından sözbirliği ile bildirilmiştir. Bu
    bakımdan ilimde rivâyetlerine mürâcaat edilen müstesnâ bir âlimdir.
    Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden hazret-i Ebû Bekr'i, hazret-i Ömer'i,
    hazret-i Osman'ı, hazret-i Ali'yi, hazret-i Âişe'yi, Abdullah ibni
    Mesûd'u, Huzeyfet-ül-Yemânî'yi, Selmân-ı Fârisî'yi, Hâlid bin Velîd'i,
    Ebüdderdâ'yı, Habbâb bin Eret'i ve diğer Eshâbı görmüş olanlardan ilim
    alıp, hadîs-i şerîf rivâyetinde bulundu. Hazret-i Ali ile Nihâvend'de,
    Hâricîlere karşı elinde kılıcı ile bizzât savaştı. Rabbânî âlimlerdendir.
    Yâni kendisine ilim ve hikmet verilmiş ve ilmi ile amel eden bir âlim ve
    büyük bir velî idi.

    Şu âlimler ondan ilim öğrenmiş, rivâyette bulunmuştur: Ebû Vâil Şakîk
    bin Seleme, Âmir eş-Şa'bî, İbrâhim bin Yezîd en-Nehâî, Muhammed bin Sîrîn,
    Abdurrahmân bin el-Esved, Müseyyib bin Râfi', İbrâhim bin Süveyd en-Nehâî
    ve diğerleri. İbrâhim en-Nehâî ve Şa'bî gibi meşhûr âlimler ondan fıkıh
    ilmini öğrendi. Yahyâ bin Vessab, Ubeyd bin Nadle ve Ebû İshak es-Sebîî de
    ondan kırâat ilmini öğrendiler.

    Alkame bin Kays, Kur'ân-ı kerîmi ve fıkıh ilmini Eshâb-ı kirâmdan
    Abdullah ibni Mes'ûd'dan öğrendi. Onun derslerinde çok üstün bir seviyede
    yetişti. Nitekim hocası Abdullah ibni Mes'ûd; "Benim okuduğum her şeyi
    okur ve bildiklerimi bilir." buyurmuştur. Zamânın meşhûr âlimleri
    kendilerine bir mesele sorulduğunda, "Alkame'ye gidiniz!" diyerek onu
    tercih ederlerdi. Bilhassa fıkıh ilminde en büyük âlimlerden olanAlkame
    bin Kays çok sayıda âlim yetiştirdi. Ehl-i sünnet îtikâdının ve din
    bilgilerinin insanlara nakledilmesi ve öğretilmesi husûsunda büyük
    hizmetleri oldu. Ehl-i sünnetin reisi ve Hanefî mezhebinin imâmı, İmâm-ı
    A'zâm, ilmini onun talebeleri zincirinden aldı. Alkame bin Kays'tan ilim
    öğrenen ve rivâyette bulunanlardan en başta gelen talebesi ve yeğeni
    İbrâhim Nehâî, Ebû Vâil, Muhammed bin Sîrîn, İmâm-ı Şa'bî, Abdurrahmân bin
    Yezîd, Esved bin Yezîd ile Ömer bin Alkame, İmâm-ı Zuhrî ve daha çok
    sayıda âlimlerdir. İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfenin senelerce derslerine devâm
    ettiği hocası Hammad bin Süleymân, Alkame bin Kays'ın en meşhûr
    talebelerinden İbrâhim en-Nehâî'nin ve Şa'bî'nin talebesidir.

    Alkame bin Kays, hâl ve hareketleriyle hocası Abdullah İbn-i Mes'ûd
    hazretlerine çok benzerdi. Abdullah ibni Mes'ûd da Peygamber efendimize
    çok benzerdi. Sesi çok güzel idi. Kur'ân-ı kerîm okurken dinleyenler
    kendinden geçerdi.

    İbrâhim Nehâî anlatır: "Alkame bin Kays, Abdullah ibni Mes'ûd'un
    huzûrunda Kur'ân-ı kerîm okurdu. Abdullah ibni Mes'ûd onu dinledikçe;
    "Oku! Anam babam sana fedâ olsun!" derdi. Kendisi de şöyle anlatmıştır:
    Abdullah ibni Mes'ûd beni yanına çağırtır, Kur'ân-ı kerîm okumamı isterdi.
    Ben de okurdum. Ben durunca, devâm et, buyururdu. A'rac dedi ki:

    "Kur'ân-ı kerîm okumada, ses bakımından, insanların en güzeli idi.
    İbn-i Mes'ûd ne zaman onun kırâatini dinlese, kendinden geçer ve; "Eğer
    Resûlullah seni görseydi, seninle mesrûr olurdu ferahlardı." derdi. Ebû
    İshak, Esved bin Yezîd'in şöyle dediğini nakleder. Abdullah ibni Mes'ûd'u
    Alkame bin Kays'a ilim öğretirken gördüm. Kur'ân-ı kerîm sûrelerini
    öğrettiği gibi teşehhüdü de öğretiyordu.

    Alkame bin Kays tefsîr ilminin büyük imâmlarındandır. Âyet-i kerîmeleri
    tefsîr ederken hadîs-i şerîflere mürâcaat ederdi. En'âm sûresi seksen
    ikinci âyet-i kerîmesinin tefsîri hakkında İbn-i Mes'ûd'dan şöyle rivâyet
    etmiştir: Meâlen; "Îmân edip de, îmânlarını bir zulm ile karıştırmayan
    kimseler yok mu? İşte korkudan emin olmak onlara mahsustur, hidâyete
    erenler de onlardır." âyet-i kerîmesi nâzil olunca Eshâb-ı kirâm;
    "Hangimiz zulüm etmiş bulunuyoruz?" diye Resûlullah'a sordular. Resûl-i
    ekrem; "Bu sizin hakkınızda değildir." dedi ve sonra; "Hani Lokman da
    oğluna nasîhat ederek demişti ki: "Oğlum, Allah'a şirk koşma! Şüphe yok ki
    bu şirk pek büyük bir zulümdür." (Lokman sûresi: 13) meâlindeki âyetini
    okudular. Bu âyet-i kerîme ile En'âm sûresi 82. âyetindeki zulmün, Allah'a
    ortak koşmak olduğunu bildirmiştir.

    Gençliğinde bir şeyi ezberleyince, sanki önümdeki kâğıt üzerinde yazılı
    imiş gibi ezbere okurdum, demiştir. Fıkhî meseleleri sormak üzere
    kendisine çok kimse mürâcaat ederdi. Hadîs ilminde hâfız (Hadîs-i şerîf
    âlimi) derecesinde idi. Yüz bin hadîs-i şerîfi senetleri ile ezbere
    bilirdi. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler, Kütüb-i sitte denen meşhûr altı
    hadîs kitabında yer almıştır. Vasiyetinin bir kısmı şöyledir: "Ben vefât
    ederken başımda Lâ ilâhe illallah diyerek telkinde bulununuz. Vefât
    haberimi yaymayın ve beni hemen kabrime götürün." Vefâtında bir örtü ile
    bir aba ve bir de Kur'ân-ı kerîmden başka bir şeyi yoktu. Hiç çocuğu
    olmamıştır. Ona Ebû Şibl künyesini hocası Abdullah bin Mes'ûd hazretleri
    vermiştir. Meşhûr fıkıh âlimi İbrâhim en-Nehâî'nin dayısı ve Esved bin
    Yezîd'in de amcasıdır.

    Abdullah bin Mes'ûd'dan rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte Resûlullah
    efendimiz; "Mü'min, ta'n etmez (kötülemez), lânette bulunmaz ve müstehcen
    konuşmaz." buyurdu.

    Yine İbn-i Mes'ûd'dan; "Peygamber efendimiz seferî iken bâzan oruç
    tutar, bâzan iftâr ederdi. Farz namazları iki rekat kılardı." dediğini
    rivâyet etmiştir.

    Yine Abdullah ibni Mes'ûd hazretlerinden rivâyet ettiği hadîs-i
    şerîfte, Resûlullah efendimiz buyuruyorlar ki: "Kalbinde hardal dânesi
    kadar îmânı olan hiç bir kimse, Cehennem'de ebedî kalmaz."

    "Şüphesiz ki Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir; hakkı inkâr ve
    insanları tahkîr etmektir."

    1) Tam İlmihâl Se'âdet-i Ebediyye (48. Baskı); s.1039

    2) El-A'lâm; c.4, s.248

    3) Tehzîb-üt-Tehzîb; c.7, s.276

    4) Tabakât-ı İbn-i Sa'd; c.6, s.86

    5) Tezkiret-ül-Huffâz; c.1, s.48

    6) Hilyet-ül-Evliyâ; c.2, s.98

    7) Miftâh-üs-Seâde; c.2, s.20

    8) Kâmûs-ül-A'lâm; c.4, s.3174

    9) El-Menhel-ül-Azb-ül-Mevrûd; c.1, s.186

    10) Târih-i Bağdâd; c.12, s.296

    11) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.1, s.222