Soru ve Cevaplarla İslam ile Konudışı Soru ve Cevaplar Forumundan Cevşen Takmak Caiz midir? Hakkında Kısa Bilgi.
  1. #11
    Cezalı
    Üyelik tarihi
    05 Mart 2011
    Mesajlar
    207

    --->: Cevşen Takmak Caiz midir?

    Reklam




    Cevşenü'l Kebir takmanın batıl, okumanın doğru olduğunu söyleyenler oluyor. Bu konuyu aydınlatabilir misiniz?


    ForumAlev --->: Cevşen Takmak Caiz midir?

  2. #12
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    04 Haziran 2010
    Mesajlar
    3
    Cevşen Takmak

    Cevşenü'l Kebir takmanın batıl, okumanın doğru olduğunu söyleyenler oluyor. Bu konuyu aydınlatabilir misiniz?
    Cevap

    Cevşenin okunmasını tavsiye eden hadis-i şerifin içinde takmak da tavsiye edilmiştir. Cevşen kitaplarının başında, İmam Zeynelabidin'in babası İmam Hüseyin'den ve dedesi İmam Ali (r. anhüm)'den rivayet ettiği şu hadis-i şerif vardır:
    "Peygamberimiz (asm)'dan işittim. Kendisi birgün zırhını giymiş oldukları halde Uhud dağına doğru gidiyordu. Hava gayet sıcaktı. Gök yüzüne baktım ve Allah'a dua ettim. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu.... Cebrail (as) buyurdular: Üzerinden şu zırhı çıkar bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük tesiri vardır dedi. Allah Resuûlü: 'Kardeşim Cibril! Bu sadece bana mı yoksa hem bana hem de ümmetime midir?' diye sordu. Cibril dedi ki: Ya Resulallah! Bu dua, Yüce Allah'tan sana ve ümmetine bir hediyedir."
    İslam'da böyle mübarek duaların okunması, takılması ve hastalara üflenmesi gibi şeyler vardır ve hakikattir. Bunlara itiraz edenler, ya Vehhabilerdir, ya da Vehhabiler'den gelen bu fikirleri fark etmeden neşredenlerdir.
    Hiç tereddüdsüz takabilirsiniz.
    kaynak: risaleonline.net



  3. #13
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    06 Şubat 2011
    Yaş
    30
    Mesajlar
    179
    takmakta sakinca yok yeterki niyet temiz olsun sadece ona siginir ondan medet umarsak tabiki bu bir sirk e kosmaktir ki Rabbim hepimizi sirkten korusun



  4. #14
    GüleHasret
    Üyelik tarihi
    02 Nisan 2009
    Mesajlar
    863
    MUSKA VE CEVŞEN TAKMAK CAİZ DEĞİLDİR

    Muska Takmak Caiz midir? 1) Ukkabe bin Âmir el-Cuheni (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir topluluk geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dokuzu ile beyatleşti ve birinden el çekti.

    Dediler ki:

    −Ya Rasulallah! Dokuzu ile beyatleştin, bunu neden terk ettin?

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Şüphesiz ki onun üzerinde temime var’ dedi. Sonra onu eliyle kopardı ve onunla da beyat etti ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Kim temime takarsa kuşkusuz ki Allah’a şirk koşmuştur’ buyurdu.”

    Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir.

    Temime’nin anlamları:

    a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.

    b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı, siyahlı boyuna asılan boncuktur.

    c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.

    d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.

    Ahmed 17427

    2) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anhuma)’nın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle demiştir:

    “Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi ve kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah geldi ve oturdu. Bana dokundu ve (belimde ki) ipi buldu.

    Bana:

    −Bu nedir? dedi.

    Ben de dedim ki:

    −Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:

    −Andolsun ki Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:

    −‘Şüphesiz temaim ve tivele şirktir.’

    Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    −Bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı.

    Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anhuma) dedi ki:

    −O şeytandır. Ona itaat ettiğin vakit seni bırakıyor. Ona asi olduğun vakit parmağını gözüne sokuyor. Eğer sen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun. Gözün ağrıdığı zaman, gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin dedi.”

    أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسَ، اِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي، لاَشِفَاءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَيُغَادِرُ سَقَماً

    Temaim: Temimenin çoğuludur.

    Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.

    İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed 3615

    3) Ruveyfia bin Sabit (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ya Ruveyfia, her halde benden sonra hayat senin için uzun olacak. İnsanlara haber ver ki, herkim sakalına düğüm atarsa yahut boynuna göz değmemesi için boncuk vs. takarsa yahut hayvan dışkısıyla veya kemikle istinca ederse, Muhammed o kimseden uzaktır’ buyurdu.”

    İstinca: Tuvalet temizliği.

    Nesei 5082, Ebu Davud 36, Ahmed 4/108

    4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kim nazar boncuğu veya muska takarsa Allah’a şirk koşmuştur.”

    Ebu Davud 3910, Tirmizi 1614, İbni Mace 3538, Albânî Sahiha 430-492, Ahmed Müsned 4/156

    5) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Efsun yapmak, muska takmak ve muhabbet için okuyup üflemek şirktir.”

    Ebu Davud 3883, İbni Mace 3530, İbni Hibban 1412, Ahmed Müsned 1/381, Albânî Sahiha 331

    Cevşen Takmak Caiz midir? Cevşen diye bilinen ve insanların boynuna astığı, Kur’an ve Sahih Sünnette yeri olmayan uydurma bir şeydir. Cevşen, sözlükte “bir tür zırh, savaş elbisesi” anlamına gelmektedir.

    Terim olarak ise Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e isnad edilip Cevşen-i Kebîr ve Cevşen-i Sagîr diye bilinen, birbirinden farklı uzun Kur’an ve Sahih Sünnette yeri olmayan bir duânın adıdır. Bu Kur’an ve Sahih Sünnette yeri olmayan cevşeni şöyle açıklıyorlar.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cebrail geldi ve bana dedi ki: Ya Muhammed! Sana birkaç kelime getirdim. Bunları senden önce hiçbir Nebiye getirmedim.”

    Bu hadis dedikleri şey tamamen uydurma olup asılsızdır. Güya diyorlar ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savaşta zırhını çıkartıp, cevşeni boynuna asmıştır. Allah (Azze ve Celle)’den biraz olsun korkan böyle bir şey söyleye bilir mi?

    Cevşenle muskanın arasında hiçbir farkı yoktur. Çünkü insanlar her ikisinide kendilerini kötü şeylerden koruduğuna inanarak takıyorlar. Yoksa neden taksınlar ki? Kişi vücudunun her hangi bir yerine kendini koruması için her hangi bir şeyi takması şirktir.




  5. #15
    Cezalı
    Üyelik tarihi
    05 Mart 2011
    Mesajlar
    207
    arkadaşlar anladığım kadarıyla bu konuda herkes farklı birşey söylüyor.güvenilir bir hocamızdan bu konuyla ilgili bir video .buyrun dinleyin.inşaallah konu açıklığa kavuşmuş olur.http://video.mynet.com/asimbinsabit/...konusu/376524/



  6. #16
    mumine
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2009
    Bulunduğu yer
    Türkiye
    Mesajlar
    4.260
    Büyük Cevşen adıyla bilinen Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nuriye, Nur hakikatlerinden bir nurânî duâlar demetini bir araya toplayan bir duâ mecmuasıdır Üstad Hazretleri burada bulunan duâ, vird ve münâcatları her gece akşam namazı ile sabah namazı arasında okurdu Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nuriye’yi, Üstad Hazretlerinin gece hayatını özetleyen ve tanımlayan münâcat ağı olarak görmek mümkün

    Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nuriye bazı Kur’ân Sûreleri ile başlıyor Bunlar: Yasin Sûresi, Fetih Sûresi, Rahman Sûresi, Haşir Sûresinin son beş âyeti, Mülk Sûresi, Nebe’ Sûresi ve Bakara Sûresinin son iki âyeti olan Âmene’r-Resûlü

    Ardından Kur’ân Sûreleri için bir duâ yer alıyor Bu duâda, Kur’ân hakkı ve Kendisine Kur’ân indirilen Peygamber Efendimizin (asm) hakkı için Allah’ın kalplerimizi Kur’ân nuruyla nurlandırması, Kur’ân’ı her derdimize şifa kılması, Kur’ân’ı hayatımızda ve öldükten sonra bize dost kılması, dünyada bizi Kur’ân’a yakın, kabirde dost, kıyamette şefaatçi, sırat üzerinde yol gösterici nur, ateşe karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlar ve salih ameller için delil ve rehber kılması isteniyor Ardından kendisine Kur’ân indirilen Peygamber Efendimiz’e (asm) ve onun (asm) şerefli âl ve ashabına salâtü selâm getiriliyor

    Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nuriye’de Kur’ân Sûrelerinden sonra yer alan münâcatlar sırayla şöyledir:

    Cevşenü’l-Kebir: Büyük evliyâullahın bildikleri ve hususî dairelerinde daima okudukları Allah’ın isimleriyle ilmek ilmek örülmüş bir büyük ve misilsiz duâ hazinesi olan Cevşenü’l-Kebîr’i Bedîüzzaman Hazretleri sürekli okumuş ve talebelerine tavsiye etmiştir Cevşenü’l-Kebir ile ilgili olarak Üstad Hazretlerinin notu şudur: “Hazret-i Peygamber Sallallahü Aleyhi Veselleme Cebrail Aleyhisselâmın vahiy ile getirdiği ve ‘Zırhı çıkar, bunu oku!’ dediği gayet yüksek ve çok kıymettar bir münâcat-ı Peygamberîdir ki, Zeyne’l-Âbidin radıyallahi anhdan tevatürle rivayet edilmiştir”1

    Evrâd-ı Kudsiye: Her türlü dert ve sıkıntılarımızda bizim Allah’a karşı olan tavrımızda bize tam bir kul hüviyeti kazandıran ve bizi Allah’a yakın kılan, Nakşibendî Hazretlerine ait çok kuvvetli ve tesirli bir duâdır Üstad Hazretleri bu duâyı, bir salâvat-ı şerife demeti olan Delâli’n-Nur’un ortasında okurdu Evrad-ı Kudsiye ile ilgili olarak Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin düştüğü notu buraya aynen alıyoruz: “Şah-ı Nakşıbend’in kudsî bir evradıdır ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalatü Vesselâmdan âlem-i mânâda ders almış”2

    Delâli’n-Nûr: Delâil-i Hayrât adıyla büyük evliyâullah tarafından zenginleştirilerek tertip edilen ve okuna gelen çok kuvvetli bir salâvat-ı şerîfenin Üstad Bedîüzzaman tarafından yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş şeklidir İçinde hemen her salâvattan sonra büyük dertlerimizin devası, Allah’tan yüksek dereceler ve makamlar istenir, dünyevî ve uhrevî cümle âfetlerden ve musibetlerden Allah’a sığınılır, bütün ihtiyaçlarımızın karşılanması, bütün günahlardan arınmamız ve bütün hayırlara ulaşmamız duânın ilerleyen satırlarında istenir Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu büyük salâvat metninin adını Delâli’n-Nur koyarak kendisine ve talebelerine hususî bir vird yapmıştır

    Sekine: Bu duâ Hazret-i Ali’den (ra) rivayet edilmiştir Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerini işleyen on dokuz âyet cümlesinden ibarettir Âyetler on dokuzar harfle alınmıştır Sekine duâsı Üstad Bedîüzzaman’ın tavsiyesi ile “On dokuz defa okunur” Üstad Hazretleri tarafından özellikle ahir zaman fitneleri karşısında manevî bir kalkan hükmünde görülmüş ve okunmuştur Okuyan kimse manevî bir huzur ve sekînet hali bulur, Allah’ın izniyle korku, endişe ve tehlikelerden kurtulur

    Münâcat-ı Veyse’l-Karânî: Veysel Karânî Hazretlerinin çok kuvvetli bir duâsıdır Bu münâcat, Risâle-i Nur’un önemle işlediği “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” mesleğine uygun duâ cümlelerinden meydana geliyor Üstad Bedîüzzaman daimî bir virt olarak kabul etmiş, kendisi daima okumuş ve talebelerine de tavsiye etmiştir

    Dua-i Tercüman-ı İsm-i Azam: Bu duânın aslı vahiyle Peygamber Efendimiz’e (asm) hediye edilmiştir Allah’ın isimleri şefaatçi kılınarak Cehennem azabından Allah’a sığınmamızı sağlayan bir duâdır Üstad Bedîüzzaman Hazretleri sabah ve ikindi namazlarından sonra okunacak şekilde Namaz Tesbihatına almıştır

    Dua-i İsm-i Azam: Allah’ın isimlerinden bir demet olup, aslı vahiy ile Peygamber Efendimiz’e (asm) bildirilmiştir Üstad Hazretleri bu duayı öğle, akşam ve yatsı namazlarının Namaz Tesbihatına dâhil etmiştir

    Münâcâtü’l-Kur’ân: Bu duâ Hazret-i Osman’ın (ra) her bir Kur’ân Sûresinin çok önemli vurgularını bir duâ cümlesi haline getirerek tertip ettiği bir münâcattır Hazret-i Ali (ra) tarafından rivayet edilmiştir

    Tahmîdiye: Sekîne’de geçen Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddûs isimleri esas alınarak, bu isimlerin duâ makamında bir tefekkür dersi mahiyetinde Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin tertip ettiği bir duâdır Maddî ve manevî bütün hastalıklar esnasında Allah rızası için okunur Çok kuvvetlidir

    Hulâsatu’l-Hulâsa: Bir tevhid dersi olan Âyetü’l-Kübra Risâlesi ile bir tefekkür münacatı olan Hizb-i Ekber-i Nûrî’nin özü olarak Otuz Üç Tevhid Kelimesinin bir özeti mahiyetinde bizzat Hazret-i Üstad tarafından tertip edilen bir tefekkür münâcatıdır

    Tazarru ve Niyaz: Burada yer alan duâlar Üstad Bedîüzzaman’ın Eski Saîd’den Yeni Saîd dönemine geçtikleri esnada yaptıkları münâcatlardır

    Cenâb-ı Hak duâ ve niyazlarımızı kabul buyursun Âmin

    Dipnotlar: 1- Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nûriye, s 30, 2- Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nûriye, s 76


    Sevgili Mumine hanımlar;

    Yukarıda bahsettiğim eseri Okumak dua yapabilme ufkumuzu genişletir,Cevşenin Kuranda ne de Sünnette hiçbir delil yoktur.Kişi korku gibi şeylerden korunmak için Ayet-el kürsi, felak , nas, fatiha gibi sureleri veya ayetleri sağına soluna önüne arkasına ellerine üflediği zaman Mevlanın izni ile ona hiçbirşey zarar veremez.Ayeti kerimeleri okumadıktan sonra üzerimizde taşımanın hiçbir faydası yoktur.



  7. #17
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    16 Ocak 2012
    Mesajlar
    1
    Eyer cevsen hakkinda hadise baksak orada cevsenin Peygambere uhud savasinda geldiyini goruruz.Ama Pegamber efendimizin(s.a.v.)hayatini okusak orada uhud savasinda onun(s.a.v.)bir kuyuya dusdugunu,onun uzerine bir qureyshlinin tash attigini.dishinin sindigini,dudaginin kanadigini,hatta onun(s.a.v.) bashindan da yara aldigini ve bu yaradan 1 ay eziyyet cekdiyini goruruz.Bu da o anlama geliyor ki cevshenin sahih hadislerde yer aldigi uydurmadir.Ben de evvel cevshen okuyordum.ama arashtirandan sonra bunu durdurdum.Allah(c.c.) hepimizi dogru yola yonlendirsin.



cevşen takmak,  cevşen takmak günah mı,  cevşen takmak günah mıdır,  cevşen takmak günahmı,  cevşen takmak caiz mi,  gümüş cevşen,  cevşen takmak caiz midir